Thursday, July 18, 2013

Ali İsmail Korkmaz’dan vicdanlara mektup var





 Kanat ATKAYA

HER haber bülteninde dönüyor o siyah/beyaz görüntü.
Alışmaktan, kanıksamaktan korkarak seyrediyorum bazen; bazen de utanarak, içimde biriken acıya, öfkeye, isyan hissine dayanamayıp kaçıyorum.
Gözüm görüntüyü kaydeden kameranın tarihine/saatine takılıyor: “03/06/2013–00:16:05...”
Katı gerçeği aşamayacağını bilsem de kurtulabilmesi için planlar yapıyorum saçma sapan:
“Karşısına çıkan kötü adamdan bir sıyrılabilse, itip yere düşürebilse, daha hızlı koşabilse...”

*

Ali İsmail Korkmaz’ı döverek öldüren vicdansızların sopaları inip kalkmaya başladığında çoğu kez gözlerimi kapatıyorum.
“Kim bilir annesi, babası, kardeşi nasıl dayanıyor. Göstermesin artık televizyonlar” diyorum sonra kendime itiraz ediyorum:
“Seyretsin herkes. ‘Zulm ile âbâd olanın ahireti berbâd olur’ diyenler de seyretsin, vicdan kapıları kırılana kadar seyretsin, döverek öldürdüler çocuğu...”

*

Unutmayın.
Eskişehir’de karanlık bir sokakta uğursuzlar tarafından kıstırıldı, sopalarla ölesiye dövüldü Ali İsmail.
Unutmayın.
20 yaşını göremeden 37 gün komada kaldı ve öldü Ali İsmail Korkmaz.
Unutmayın.
Ev basıp sirkeye delil diye el koyan polis, ancak ölümünden günler sonra bir sanık buldu, onu da tutuksuz yargılamak üzere bıraktı.
Unutmayın.
Güvenlik kameralarından “uçup giden” dakikalarca görüntü hâlâ bulunamadı.

*

Adaletin sadece parti tabelası olduğu memlekette yine de adalete güvenmiş Ali İsmail Korkmaz.
Öldüresiye dövülmesinin ertesinde, konuşma ve hatırlama güçlüğü çekmesine rağmen, hastaneden bir kas gevşetici yazılıp “2-3 güne bir şeyciğin kalmaz” diye yollanmasına rağmen polis merkezine gidip ifade vermiş.
Radikal’den İsmail Saymaz, Ali İsmail Korkmaz’ın ölmeye yatmadan önce verdiği ifadeye ulaşmış, dün yayınlandı:
“Eski gar arkasından evime gittiğim sırada 5-6 kişilik bir grup önüme geçerek ellerindeki sopalarla saldırdı.
Kafama, sırtıma, omzuma ve bacaklarıma vurdular. Yere düştüm. Saldıran grup yere düşünce bırakıp kaçtı, tam hatırlayamıyorum”.
Şöyle bitiyor ifadesi Ali İsmail’in:
“... Dün konuşma zorluğu yaşamıyordum. Ama bugün hatırlama zorluğu çekiyorum. Bir dişim sallanıyor. Başım ağrıyor. Bana kimlerin neden vurduğunu bilmiyorum, sivil kıyafetliydiler.
Şikâyetçiyim...”
Güzel kardeşim Ali İsmail, hepimiz şikâyetçiyiz.
Unutmayacağız, vicdan kapılarını kırana kadar seni de Ethem’i de, Abdullah’ı da, Mehmet’i de, Medeni’yi de hatırlatacağız.