Saturday, September 29, 2012
Thursday, September 27, 2012
Monday, September 17, 2012
Kelaynak kuşundan aforoznameler
aklına geleni yazıp söylemeyi alışkanlık haline getirenlerdendi kelaynak kuşu..
nesli tükenmeğe yüztuttuğu için, aforoz edilmişliğine bir şeyler eklemeyi düşündü..taşındı ve yazıp paylaştı...absurd bulanlara merhaba..
Aldatan aldanır.
Anladığın kadar konuş, ama konuştuğun kadar anlama
Anlamadığını sor, ama sorduğun kadar anlama
Anlamayorum, çünkü darım
Anlayorum, çünkü varım
Aradığını bulduğun an, aranmaktan vazgeç
Aradığını bulmak istiyorsan önce kendinden vazgeç
Ardına bakmadan gittiğin yol emin değildir
aşkı tarif eden aşık sayılmaz
Aşkta boşluk arama
barışa savaşanlar karar verir.
Başkasını kendinde ara
Benzeşme benleşme bendeleşme
bilgi belleğe muhtaçtır
bilgi biriktiren paslanır teneke paslanmaz
cahil cesaret keramet yaratmaz
çocuk sevgiyi anadan, sövgüyü babadan alır.
Davetsiz misafir sofrayı daraltır
Deli delinin acısını, veli velinin bacısını alır
Dostlarınla değil, dostluğunla övün
Durduğun yeri değil, düştüğün yeri iyi belle ki sıçrayabilesin
Dünyanın merkezinde olduğunu sanana pervane olunmaz
Düşerken tutunacak dal az olur
eleğini elemeyen un eleyemez
en güzel düş uyumadan kurulur
erkeğe özenen kadın erkekleşmez
esarete alışan cesarete kavuşmaz
Geri dönüşsüz yolda yürüme
Gönlünü aç, gözünü kapa
Haklı çıkmak için harcayacağın zamanı haksızlığını tamir etmeğe harca
Haklının hakkını haksız vermez
hayvansız dünya insanlara mezar olur
her korkulu rüyanın sonunda sabah olmaz
her kölenin ruhunda yanan isyan ateşi onu özgürleştirmez
her sevgi karşılık bulmaz
ihtiyarlamaktan korkan çocuklaşamaz
İzansız zeka aklı aptallaştırır
kadere inanan, kedere razı olur
kadını kadın yapan şey, erkeği erkek yapmaz
karşılıksız sevdiğini söyleyen karşılığını öder
kendi yalanına inanan, başkasının doğrusuna kanmaz
Kendine bak başkasını gör
kendinize yalan söylersiniz, ama kandıramaz sınız
Kendinle hesaplaşmayanın asabı bozulur
kendisini tanımak, başkasını tanımaktan zordur
köle sahipleri kölelerin gücünden değil kendi zayıflığında korkar
namus davasına hakimler bakmaz
Ne tanrıya inan, nede duasız kal
Ne yalana inan, nede yalansız kal
Ölüm zamana yenilmez
ölümden korkan yaşamasını beceremez
Sabrını bile, kinini kınla
saçmalıyorum çünkü varım
Sahiplendiğinle sahipsizleş
savaşanlar neden savaştıklarının ayırdına varsalar savaşmazlardı.
Serhoşsan sarhoş olmazsın
tanrı kadın olsaydı, erkeği yaratmazdı
tanrı kadını yaratmadı, ayarttı..
tanrı önce kendisini yaratsaydı, insana gerek kalır mıydı?
Uçarken sana kanat takan çok olur
yalan söylemeyen doğru yoktur
Yaşama sahiplenme, ölümsüzleşirsin
yaşamasını bilmeyen ölmesini de beceremez
Zamanın gelince ölmesini bil
Volkan kemal
Tuesday, September 11, 2012
Andrei Tarkovsky-- Bir Delinin Haykırışı--Nostalghia(Türkçe Altyazı)-Farid Farjad-
insanoğlu dinle!
Domenico burada, Bagno Vignoni'nin delisi.
Hayır, onun deli olmadığını biliyorum.
Öyleydi, bunu anlayacaksın.
O burada Roma'da, bir gösteri için.
Üç gündür konuşmalar yapıyor.
...
Nasıl gidiyor?
Kalbin nasıl?
Bilmiyorum, sınıra dayandım.
İçimde hangi atam konuşuyor?
Hem aklımda hem de bedenimde...
Aynı anda ayrılamam.
Bu yüzden tek kişi olamıyorum.
Kendimi aynı anda sayısız şey olarak hissedebiliyorum.
Fazla büyük usta kalmadı.
Zamanımızın gerçek kötülüğü budur.
Kalbin yolları gölgelerle kaplanmış.
Yararsız görünen seslere kulak vermeliyiz.
Okul duvarları, asfalt ve refah reklâmlarının
Uzun kanalizasyon boruları ile dolu beyinlere...
Böceklerin vızıltıları girmeli.
Her birimizin gözlerini ve kulaklarını...
Büyük bir rüyanın başlangıcı olan şeylerle doldurmalıyız.
Birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı.
Yapmamamızın bir önemi yok!
O isteği beslemeliyiz...
Ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz...
Sınırsız bir çarşaf gibi.
Dünyanın ilerlemesini istiyorsanız...
El ele vermeliyiz.
Sözüm ona sağlıklıları...
Sözüm ona hastalarla karıştırmalıyız.
Siz sağlıklı olanlar!
Sağlığınız ne anlama gelir?
İnsanoğlunun bütün gözleri, içine...
Daldığımız çukura bakıyor.
Özgürlük faydasızdır...
Eğer gözlerimizin içine bakmaya...
Yemeye, içmeye ve...
Bizimle yatmaya cesaretiniz yoksa!
Dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler...
Sözüm ona sağlıklı olanlardır.
Sunday, September 9, 2012
Denklem
Birçok bilinmeyenli denklemmiş meğer yaşam
Eksiler artılarımı aldı götürdü
Elimde kaldı koca bir sıfır
Nedenini bilmediğim sonuca
hep katlandım
Acılara bal çaldım..
Ne Mesih çıkageldi
Ne de Hızır
Şans teğet geçti hep
Bir daire içinde döndüm durdum
Yarı çapımı pi ile çarpıp ikiye böldüm
Üçüncü gözüme beynimi ekledim
Düşlerim gene kaldı kısır..
Yarınımı sıfırla çarptım
Cebime böldüm
Kursağımı ekledim
Benliğimi çıkardım
Elimde bir ben kaldım
Ölüme çeyrek kala
Yokluğa kavuşmak adına
Varlığımdan vazgeçip
Girdim dipsiz kuyuya
Şimdi bu bilinmeyen yerde
Ne zaman var
Ne mekan
Ne de şeytandan korkan bir yaratan
Kendimi çoğalttım ben
koca bir sıfırdan...
Volkan Kemal
Saturday, September 8, 2012
Başak
İçim sızlıyor
bu öykü böyle yırtık
şöyle pırtık
bitti
bitmeyecek!
avuçlarım yanıyor parmaklarım tırnaklarıma evrilmeyecek
bacaklarım arasına kıstırıp kaçmayacağım bu kavgadan
bu öyküyü zafer takları süslemeyecek
nede heykeli dikilecek sürttüklerimin
sürtük sürtüp geçsede teni..
dedi karakedi
kızgın damda seke sek oynayan
bebelere dalarak
çocukluğuna yöneldi
gözgöz olmuş anıların
kapılarını hanca açtı
şan kapılarından binlerce
yolcu geçti
eyleşti
seyirleşti
evir devir devirleşti
ve
yüreğinin tam orta yerinde
dilleşti..
hep aradım dedi
bulunmayacak olanı
hep çözmeğe çalıştım
densiz mizansız denklemi
hep isyan ettim bana giydirilene
boyun koyun eğdirene
yerli yersiz
yeldirene..
ve
geldim bu güne
bugün dünden azılı
kadere kısmet yazılı
itli silahlı tazılı
sokağa postal kazılı
kazıl
kaz
kaz kafalı
ördek yürüyüşlü
ayaz yüzlü
ödlek tözlü
sürülere katılmadım hiç..
ürünleşmedim
dürümleşmedim
lokmanlaştım..
Yirmi yıl olmuş
sözleşen
özleşen
dilim dilim dilleşen
düttürünün geçmişi..
her saniye bir bebenin
göz nurumu sönmüş
sömürmeden
savaşdan
göçten göçürtmeden
çölden selden
işten aştan
bitten
itten
sokaklar mı hayalet gemisine bindirilmiş
tinerden
esrardan
buzdan
tuzdan
yeni rakıdan
izmaritten..
yollar mı kesilmiş
okuldan
hastaneden
işten
inişten
yokuştan
yoksulluk fırtınasına mı gerilmiş
tenlerinin en ince yeri
bacaklarını mı açmış
anamal devleri
piyasaya mı düşmüş sevişme
düzüşmeye mi dönüşmüş
sevdam benim
“orospuya mı” çıkmış adları
“ibneleşmiş” mi kırk yıllık gavatlıkları
avratlarını mı satmış
erk pusatlı
köstek saatlı
namusa biçilirken
don
donsuza karartılmış yarın
namusu apışarasına mahkum edenler
soygunu
maske maske
kuşanmış
dinden girip
imandan çıkmış
saltanatları..
global devşirmeler
devşirmiş
dervişleri
salmış çayıra..
yağlı sahteyanlı kısbetle tutulmuş halaya
açılım var
kaçılım var
saçılım var derken
kanlı madalyalardan
rant koparanlar
rant koperasyona
kapıcı durmuş.
Ve sustu karakedi.
zıplasa karşı mahallenin sokağına erişecekti bacakları..
biliyordu bu devran
böyle sessiz
öyle uyuşuk
şöyle pörsük
geçmez
biliyordu
seke sek oynayan bebelerin kursağından
bir dirhem
ciğer geçmez
sadece şuna aklı ermiyordu
bu sokak sakinleri
neden sukutu
ikrardan bilmez..
neden birleşip kenetlenmez
tırnak tırnak söküp
arnavut kaldırımlarını
cepheleşmez!
Umarsızlığı çöp tenekesine atan
karakedi
kırık tırnağının acısına aldırmadan
ıslak kaldırım taşlarından birini
yerinden oynattı
taş yerinden oynadı artık dedi
taşlaşma!
kaş kılınç
göz kalkan
ser yerinde saydı
serdengeçti
baş
ak
Volkan Kemal
Thursday, September 6, 2012
Cafe del Mar - I Love You
Now that we're alone
I'll try my best
To make you understand
How I need your love
To guide my life
'Cause you're my universe
Then the sun shines when you smile
Brightening up
All the lonely nights
The eyes speak from the heart
Words can't define
More than beautiful
I love you like
I've never loved before
Repeat 2x
Take me in your arms
And give me warmth
I'll never go away
Let me feel you close
The river flows
Let's give another chance
Then the sun shines when you smile
Brightening up
All for lonely nights
The eyes speak from the heart
Words can't define
More than beautiful
I'll try my best
To make you understand
How I need your love
To guide my life
'Cause you're my universe
Then the sun shines when you smile
Brightening up
All the lonely nights
The eyes speak from the heart
Words can't define
More than beautiful
I love you like
I've never loved before
Repeat 2x
Take me in your arms
And give me warmth
I'll never go away
Let me feel you close
The river flows
Let's give another chance
Then the sun shines when you smile
Brightening up
All for lonely nights
The eyes speak from the heart
Words can't define
More than beautiful
I love you like
I've never loved before
Repeat 4x
You're still with me
You're still with me now and forever
Let the river flow
Let the river flow
I love you like
I've never loved before
Repeat 4x
Umarlı
bana bir masal anlat
içinde insan olmasın
kana susamış,
kansız..
bana bir tuval fırlat
gökyüzü rengini kıskansın
günboyu mavi aksın
denizler
morarmasın...
bana bir yalan anlat:
kediler kovaya dalsın
yıkansın
arınsın
barınsın..
darılmasın..
bana bir ses ver..
karadeniz gibi çılgın olsun,
saçları dalgalı
omuzlarına düşsün deniz kızlarının pulları..
güneş tozlarına karışsın
kara
deniz
karar masın..
hep mavi kalsın
bilirim, yasaklı her düş gibi
mavimsi kalmayacak
ayaklarındaki
inci taneler,
köpük köpük
ağaracak..
bakma öyle dingin durgun suya daldığıma..
bozabilirim diyorum..
yeminli, tabulu tapulu ne varsa..
kaçabilirim diyorum..
senden uzaklara
yakınlaşmaya
yıkabilirim diyorum
postumu dizine
çıkabilirim diyorum
öykülerin kerevetine
yok olabilirim
öykünmelerde
varolabilirim
sökülmelerle
süklüm püklüm
fakat
umarlı
Volkan Kemal
Yarımlık'lardan
Monday, September 3, 2012
Balıklaşır
Çelikten orduları vardı demir ökçeli
gözlerinden alevler fışkırıyordu
kolları dövmeli
miğferleri antenli
uçan atlara binip geldiler
okları yıldırımdan
dudakları kınında paslanmış kılıca benziyordu
avutları yosun tutmuş balık ölüsüne
dişlerinden kan sızıyordu
gök gürlemesiyle yayılıp
karekare işgal ettiler
bulutları sağaltıp sicimlediler
yolları daraltıp düğümlediler
şarteller delindi karardı bacalar
muzaffer bayraklar yarıya indi
madalyalılar saklandı
aryalar salyalandı
sarpa sardı hesaplar
yıkıldı değerler
algısız yargılar
kargılara geçirildi
eğilmeyen başlar
savaşmadan teslim oldu kalesiz şehirler
ayaklar meydana dizildi
ayaklanmadılar
insan teriyle yıkandı taşlar
kaşlar kalkmadı bir daha
düşünce yere başlar
utanç duvarları yıkıldı bir bir
ar damarı çatladı
ekran ekran parladı
yeni düzen
düzülenlere açıldı kerhaneler
yıkıntılardan suluetler indi sokaklara
derileri dökülmüşler cüzzamlılar
burunları düşmüşler
dudakları sıyrıklar
apışarası yanıklar
yaraları kavruklar
savruklar
bir kez daha köleleşti
kökleri çürük dişler
gıcırdamadı
kabulümdür dediler
salgın bir hastalık gibi yaydılar
umutsuzluğu
çaresizliği
yenilgiyi
köşeyi dönen apoletli
adamsendeciyi başa geçirip
terkettiler ülkeyi
korku döllendi toprağında taşında
gözler körlendi
baktılar anlayamadılar
konuştular anlatamadılar
düşlediler düşünemediler
ağladılar dizboyu algılamadılar
dualadılar adaklandıklarına
kurbalık kuzulara döndüler
sürüldüler uygun adım
bir o yana
bir bu yana
yan yana
mehteranla
leş kargaları ürküp kaçtı
korkuluklar kutsandı
tırpanla girilen bahçelerde
başlarını eğmişti tüm menekşeler
isyanı unutmuş bülbüllerin
güllerini derlediler
boynunu büktü karanfiller
kızıl bir dudak izi kaldı geride
yarına miras olsun deye
bazan kazık çakar gökyüzüne
pusulasını yitirmişlere
bazan asi bir ırmak olur
taşar çöllenmişlere
gölleşir
balıklaşır
pullaşır
zıtlaşır
kendine kendince
Volkan Kemal
Saturday, September 1, 2012
Ay ışığı
Başını kaldır bak yukarı
iki gözün üçe muhtaç
yüreğini al eline
yürü kızgın damdan aşağı
sokak karanfil kokuyor
zencefil dilli perdelerde mum ışığı
tarçınlı çay bardağında dudak
kızıl mı kızıl
vişne reçeli
iğde dallarına sarmalanmış
balkonda hanımeli
tırnaklar arasında
boya paneli
rengarenk
cümbüşü şafaklar kurgulanmış bu sabah
aç göğsünü
kardan kelebeklere
açıl
sahilsiz
sahipsizliklere
gülüşlerine ekle beni
anılarla ciltlenmiş duvar araları
mürekkep kokuları kurumuş
sarı yapraklarda tırnak izi
ünlem işareti
kilimleşmiş halılarda ayak parmak uçları
sessizlik kuleleri
diz kapakları
pembe topuk
ay yüzlü pencere aralığı
ışık fırçaları
gümüş dilli yatak çarşafı
ılık mavi
sevda kokusu gezinir
dişlenmiş dudaklarda
loş meyhane ağızlı kadeh kıskanır bizi
sevgi nağmeleri izlenir
kırkbeşliklerde
Sara’lanırım
“Men seni gördüm ay ışığında, köynümü verdim ay ışığında”
sarmalanırım ay ışığında
dedi karakedi
çıktı zifir kara zindanından
ay ışığında
karıştı
ebemkuşağına
ay ışığında..
ay ışığı
ay ışı
kararma sakın bir daha!
Volkan Kemal
Subscribe to:
Posts (Atom)








