Monday, January 21, 2013
Wednesday, January 16, 2013
bukowski - mavi kuş.mp4
Mavi Kuş
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm, kal,
diyorum ona, kimsenin
seni görmesine izin veremem.
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama viski döküyorum üstüne
sigara dumanına
boğuyorum,
fahişeler, barmenler ve
bakkal çırakları hiçbir zaman
bilmiyorlar onun orada
olduğunu.
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm,
yat lan aşağı, diyorum ona,
ocağıma incir dikmek mi
niyetin? Avrupa'daki kitap
satışlarını sabote etmek mi?
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama zekiyim, sadece
geceleri izin veriyorum çıkmasına,
herkes yattıktan sonra.
orada olduğunu biliyorum, derim
ona, kederlenme
artık.
sonra yerine koyarım yine
ama hafifçe öter
tamamen ölmesine de izin
vermiyorum
ve birlikte uyuyoruz
gizli antlaşmamızla
ve insanı ağlatacak kadar
güzel, ama ben
ağlamam, ya
siz?
------------------------------------------
BLUE BİRD
there's a bluebird in my heart that
wants to get out
but I'm too tough for him,
I say, stay in there, I'm not going
to let anybody see
you.
there's a bluebird in my heart that
wants to get out
but I pour whiskey on him and inhale
cigarette smoke
and the whores and the bartenders
and the grocery clerks
never know that
he's
in there.
there's a bluebird in my heart that
wants to get out
but I'm too tough for him,
I say,
stay down, do you want to mess
me up?
you want to screw up the
works?
you want to blow my book sales in
Europe?
there's a bluebird in my heart that
wants to get out
but I'm too clever, I only let him out
at night sometimes
when everybody's asleep.
I say, I know that you're there,
so don't be
sad.
then I put him back,
but he's singing a little
in there, I haven't quite let him
die
and we sleep together like
that
with our
secret pact
and it's nice enough to
make a man
weep, but I don't
weep, do
you?
Charles Bukowski
Monday, January 14, 2013
MOR KÜLHANİ
ECE AYHAN
1.Şiirimiz karadır abiler
Kendi kendine çalan bir davul zurna
Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
Taşınır mal helalarında kara kamunun
Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir
Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler
2.Şiirimiz her işi yapar abiler
Valde Atik'te Eski Şair Çıkmazı'nda oturur
Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür
Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta
Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir
Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler
3.Şiirimiz gül kurutur abiler
Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın
Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga'ya kaçan
Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu
Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir
Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler
4.Şiirimiz erkek emzirir abiler
İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister
Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun
Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla
Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir
Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler
5.Şiirimiz mor külhanidir abiler
Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz
Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde
Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle
Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir.
Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler
6.Şiirimiz kentten içeridir abiler
Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir
Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla
Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?
Kesin İnançlılar
Kesin inançlı" kendi siyasi, dini, felsefi inancının "mutlak gerçek" olduğuna, bunu başkalarına zorla uygulamak gerektiğine bağnazca inanır. Hiç şüphesi, hatta merakı bile yoktur.
Bu yüzden, okumuşlarında bile "cehalet havası sezilir."
Aynı sebeplerle, ödünsüzdür: Revizyonizm, değişim, yumuşama, uzlaşma gibi kavramlara düşmandır. Hatta ılımlılık "tehlikeli"dir, "ihanet"tir. DÜŞMAN onun için bir ihtiyaçtır. Çünkü ancak tehlikeli ve acil bir düşmanın varlığı onun kafasındaki ak - kara şablonuna uyar. Bağnazlık ve paranoya birbirini tamamlar.Öyle bir "düşman" ki, "her şeye kadir ve her yerde hazır" olmalıdır. Her yere sızan, sinsi planlar yapan, bizleri uyutan, bizden akıllı düşmanlar!
En heyecan verici iç düşmanlar dış güçlere emperyalizme, beynelmilel Yahudiye bağlı olanlardır: "İdeal bir düşmanın yabancı olması gerekir, yerli düşmanın yabancı soydan geldiği iddia edilmelidir..." Kesin inançlının sağcı solcu, dinci laikçi olması fark etmez. Aydınlanma Devrimi denilen Fransız Devrimi
"yeni bir din" olmuş, "orak çekiç, gamalı haç putlaştırılmıştı.
Bütün bağnazlar, birbirlerinin zıt - benzeridir. "Asıl iki zıt kutbu oluşturanlar aşırılarla liberallerdir."
Çağımızda iç barışı ve toplumsal rasyonelleşmeyi sağlayan asıl faktörün liberal değerler olması bir tesadüf değildir.
Dünyadaki bütün kötülükler, birilerinin başkalarının iyiliği için hareket etme hakkını kendinde görmesiyle başlar.
Eric Hoffer
Ölümsüzler...
Yeryüzü ovalarından tüter gelir sürekli
Çıkar yukarılara yaşam dürtüsü ulaşır bize,
Diz boyu sıkıntılar, yaşam kıvancının esrikliği,
İdam mahkumlarının son yemeklerinin kanlı buğusu,
Şehvetle titremeler, tutkular sonu gelmeyen,
Katil elleri, vurguncu elleri, elleri dilencilerin,
Korkunun ve açlığın kamçısı altında insan sürüsü
Tüter bunaltıcı ve çürümüş, hoyrat ve sıcak,
Solur mutluluğu ve vahşi kızışmışlıkları,
Yer kendi kendini, kusup atar sonra içinden,
Savaşlar üretir ve güzel güzel sanatlar,
Alev alev sevinçten çatılmış evi süsler hayallerle,
Tıkınmalar yiyip yutmalar ve orospuluklar1a geçer
Göz kamaştırıcı sevinçleri içinden çocuk dünyalarının,
Herkes için yükselip çıkar dalgalardan taptaze,
Dağılıp dökülür, pisliğe dönüşür gün gelir.
Oysa bizler bulduk birbirimizi
Yıldızların aydınlattığı buzunda havanın,
Ne gündüz biliriz ne saat tanırız,
Ne erkeğiz ne kadın, ne genç ne de yaşlı.
Günahlarınız ve korkularınız,
Cinayetleriniz ve şehvet dolu hazlarınız
Bir oyundur bizim için dönüp duran güneşler gibi,
Her geçen gün en uzun gündür bizlere.
Saçma yaşamınıza bakar, sallarız başımızı,
Gözlerimiz dönüp duran yıldızlarda
Soluruz evrenin kışını,
Dostuz gökyüzü canavarıyla,
Soğuk ve değişimsizdir sonsuz varlığımız,
Soğuk ve yıldızsız sonsuz gülüşümüz.
Hermann Hesse...
Silin adımı listenizden
"Silin adımı listenizden, yokum; aslında bir oyun olan kavgalarınızda ve aslı bir kavga olan oyunlarınızda. Kirli sevinçlerinize ortak etmeyin beni. Gözyaşlarınızı da paylaşmıyorum. Yalan övgülerinize ihtiyacım yok. Gıyabımda kesinleşmiş hükümler verin.
Bir sürgün nereye sürülebilir? Gölgeler kelepçeye vurulur mu?
Çekilin, yürümediğiniz yolları(mı) kirletmeyin..."
Suç ve Ceza / Dostoyevski
Sunday, January 13, 2013
MEÇHUL ÖĞRENCİ ANITI -
ECE AYHAN
Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı,
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür.
Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
- Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
- Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.
Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım
O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazmıştır:
Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler
Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
Her çocuğun kalbinde kendinden büyük bir çocuk vardır
Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek
Saturday, January 12, 2013
Gidene kal demeyeceksin...
Gidene kal demek zavallılara,
Kalana git demek terbiyesizlere,
Dönmeyene dön demek acizlere,
Hak edene git demek asillere yakışır.
Kimseye hak ettiğinden fazla değer verme, yoksa değersiz olan hep sen olursun...
Düşün....
Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni,sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır seni sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Herşey sende başlar, sende biter...
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini...
Hep hatırla:" Çaresizseniz, Çare SİZSİNİZ...."
NIETZSCHE
Papatya
yarım bir yaşanmamışlık
sardı sarmaladı
sağrısında büyüttüğü acılarını
tamamlanmak niyetinde olmasa da
tastamam
onu yansıtıyordu
seyirlik aynalar paramparça
hedefini şaşırmış mermi hızında
ıslık çalmalar
kırmıştı korku damarlarını
kanı içine aktı
munzurun
asfalt yolların
izi silinmesin deye
kıyamet kızılı
direnç işkencede
daralmış canı çıkıyordu
kan pazarındaki sergilere serilmiş
sedasız ayak uçlarına basarak
sokaklara dizildi hayalet şehir
kurşun mavisi
kavga üstüne varolmuş
varoşlara inad
hiçleşmeyecekti
hepleşmeyecekti
haplaşmayacaktı
hesaplaşacaktı
kitaplaşacaktı
satır aralarına sığmaz sandıkları
sandıklarda çürümüş
ayva kokuları
türkağaz
sesinin kuytularına çekilmişti zaman
habersiz
hasrete gömdü yüreğini
tetikledi gözlerindeki alevi
çaresiz bu öykü
yosun tutmayacak
çınarlaşmayacaktı
babil bahçesindeki
kadife gözlü menekşeye inad
sümbüllü efendizadeye
mezar taşı olacaktı
sessizlik kulelerine bıraktılar onu
ezik
yenik
kartallara sundular
lime lime
çakmak taşları
kesti boyununu başakların
susam yağına belendi
gökkuşağı
acının kokusunu emdi
toprağın tazeliği
sırra kadem bastı methiyeler
sabır taşına sürüldü eğri kılıçlar
başlar düştü
zakkum üstüne
kurudu zeytinler
barışçıl kuşlar göçebeleşti
zindan duvarları örüldü
şafak üstüne
elif ba
bahar kuzeye kaçınca
nar taneleri tohuma durdu
ağıta yer yoktu
faülatun faülün
düşleri kör kuyulara atılanlar
teker teker yusuflaştı
kanatlaştı parmaklar
acem şalına döndü
öyküleri çıplak ayakların
çöl yağmuru gibi
buharlaştı sevdalar
kızıl kor üstünde
unutulunca mısralar
mısır patlağı
sırları dökülünce
sırıtıyor meftalar
putlaşıyor
serveren papatyalar
fallaşıyor zamana isyan
faltaşı gözümün bebeği
çekiyor falçatasını
vuruyor göğsüme!
Volkan Kemal
Yarımlıklardan arta kalan
Subscribe to:
Posts (Atom)






