Thursday, June 14, 2012

Yamuk

Ötekilerin yanında
ve
onlarla aynı hizada valsa var mısın?
varmısın aynı
seranatla
yürek yarmaya
yarılmaya
yamyassı kalmaya
yamulmaya
yamuk

ötekilere sır dolu bir ayna olamazsan eğer
berikileşeceksin
saklasalar da gözlerini senden
saklambaç oynasalar da
varoşlarda
varolmak için
köleleşecektir
köle

ötekiler daha da ötekileştikçe
öteki dünyaya hazır
vede nazır
berikiler çoğalacaktır
ötekiler sürüleştikce
berikiler çobanlaşacaktır
koyun

velhasıl
bu kahrolası denge
bu ceberrut düzen
düzülene muhtaç
sürgit
içine edecektir
şalvarını indirecektir utancın
yemyeşil
meşinleşecektir

Volkan Kemal


Yarımlıklardan

Wednesday, June 13, 2012

Delice

Ne gariptir şu insan denilen
kendinden malum
mağlup ve mağrur
alim vede cahil

bir dünya yaratır
hep kendisi için
ötekilere yer açmaz
bu maskeli oyunda
tangoya valsa kaçmaz
tekler hep tetikte
kendi sesini dinler
hamamda banyoda
kendisini izler
ekranda aynada
başkalaşır
kendisinden başka ne varsa

ot gibidir sararır solar
geviş getirilmeğe hazır
saman çöpüne dönüşür
yüzer bir damla sidikte
mermileşir yürek dağlar
askerleşir şehit olur
üç kuruşa pazarlar
donunun lastiğini
abdestsiz namaza durur
amin der her olmayacak işe
sıkışınca teslim olur çişe

kendine has hamurdan yaratılmış
ateşten yağmurdan damıtılmış
topraktan rüzgarla sağaltılmış
sağmal ineğe dönüşür
inkar eder benzetince öküze
gelmişine geçmişine
söver
delice 

Volkan Kemal


Monday, June 11, 2012

Ebem Kuşağı


( Yarım bıraktırılmış tabloların düşü)
 Gün batımıydı
tan yerinden meltemlerle yüzüme yağan
güneş tozları
ansızın esen bir fırtınaya yenildi
uçuştu kelaynak kuşlarının kanadına tutunup
yıldızları boyamak için
bulutlarla sevişti
dölledi gökyüzünü
saman yoluyla çiftleşti
kendiliğinden
vede yeniden yaratılmaya aday bir çilekeşti

giderken tüm renklerini söküp
götürdü tuvalimden
donuk bir çerçeve arkası bıraktı imzasız
camı paramparça olmuş
boyalar yanıyor şimdi ellerimde
kan kırmızı
ne yağan kar
ne taşan nehirler söndürüyor
ne de külleniyor
avuçlarımdaki sızı

yarım kalmış tablolarıma
ekleniyorum şimdi
palet ve fırçamla
dansım bitmiş
plaklar kırılmış
galeri ışıklarından uzak
adsız bir müzenin
duvarında asılı kalmaya mahkum
boynu ipe teslim

sabahçı kahvelerinin
soğuk köşelerinde
soluk duvar kağıtlarına sinmiş
pinekleyorum
akıyor yüzümde yarılan akşam
gölgesine sığındığım yarınlarım
bir bir dünleşiyor
zamana yenilmişlerle
eskimiş gözlerle
alıcısı olmayan
pazarlarda yalnızlaşıyorum

karşıdaki galeride
curcuna var
açılışları izliyorum
çerçevelerime tutunmuş
düşmemek için
terazileniyorum
terazi burcunda olanlarla

kristal kadehlerdeki
dudak izlerine gömülmüş kahkahalar
alımlı bayan ve baylar
alışverişe çıkmışlar
arttıran artırana
mezata çıkmış alınteri
kazığa geçirilmiş
sanatçının başı
dolarla biçilmiş sanata don
düşlenmeden
düşüyor düşeşe
düşlerin değeri

çeviriyorum başımı
yarım kalmış dostlarıma
yanık sönük
tozlu da olsa
seviniyoruz
birlikte
tuğlaları erimiş
bu duvarda
asılı kaldığımıza

bir gün mezata çıkarılırsak
satılırsak eğer
bit pazarında
sergilenirsek
yenik şehirlerin
boyasız duvarlarında
boynumuza ipler takılmış
köle sahiplerine inad
renk vermeyeceğiz
tüm tablolarla birlikte
isyan edeceğiz
fırlatacağız yüzlerine
umud tüccarlarının
çürük yumurta sarısı

dedi
boyaları ayva küflü tuvale gerilmiş
kanguru faresi

gidişine mana veremediklerimin
geri dönmesini hiç beklemedim
beklemedim
bekletilmişliğime beklenti ekleyenleri
bekletmedim
beklentilerine bekle beni deyenleri
bekledim
geri dönmeyenleri
dönmeyecek olanları
dönme dolaba döndüm
savurdum
ne kadar canlı rengim kalmışsa kursağımda
savuruldum gökyüzüne
döndürdüm bulutları
söndüm ebemkuşağında
ebeleşmeğe aday
doğurtmak üzere
renkli bir dünya
eskisinden
hallice...

Volkan Kemal
 
Yarımlıklardan

Sunday, June 10, 2012

Adımlarını hızladı

Adımlarını hızladı
          açılarını açtı
                   sislere karışıp
                             belirsizliğe kaçtı

kaçtığı yerlere kendisini götüren
bir adamın korkusu kaldı geride
kaçak yolların rıhtımına demirlemiş
pusulasını şaşırmış
iskandili paslı
yaslı
gölgesini taşımaktan usanmıştı
kaçışın saçmalığına inanıp
iç yolculuğuna dönecekti
dönenceleri teğet geçen bir dünyanın
yörüngesine girmeyi retdederek
kara boşlukların cazibesine kapılıp
          yüzünü
          sönmüş güneşlerin küllerine bıraktı

tekbaşına kalakalmış galaksiler ışıklarını yitirmişti
          arayışlarına tanrıları ekledi
          tanrıçaları çıkardı
          insanı topladı
          yarıya böldü
kesirleşti
          keskin dönüşler valsler
          tangolar
          dansa kalkmış
          dağa kaldırılmış
          kandırılmış
          kalkan balığı suratlı
          palyaçolar
piyasaya çıkmış delikanlılar
          dellenmiş avratlar
          gavatlar

sokak kapısı açıldığında
          pencere pervazları gıcırdadığında
          birileri mi geldi
martılar geri dönmedi

          ağların boşa çekildiği limanlar ıssızlığı seçmiş
          açlık açılmamış yakalarda küfür
          küflenmiş peynir tadında diller
          dudakların tütünü ıslak
          sabırlanan dualarda tesbih
          seyirlik oyuna dönüştü
          izlenceler
          izler silinsede
          izlenen
          izini taşıdı
          tasmalı

sokaklar teslim olmuş kavga etmeden
isyanı kısırlaştıranlar
umut tohumları ekmiş bilmeden
          hasır altı edilmiş
          hızır gelmeden
          hınzırlaşmış
          hısımım
hastir deyesim gelir
hastir lan
düztaban
düzüşmüş
düzmece
düzinelerce
          devletlüce
          sultaniyegah

salla baş tümden gelişler
          tümen tümen
          güme gitmiş
    

Volkan Kemal
Yarımlıklar dan.22.06.2010

         
         
         

Defneler çiçek açınca


varrr gitlerim var benim
gidip geri dönüşlerim
geride sönüşlerim
somurtuşlarım
sofralanışlarım var benim
lokmalanışlarım
yudum yudum
rakılanışlarım
endaze endaze
rafa kaldırılışlarım
kepaze kepaze
dağılışlarım
yelpaze yelpaze
esmelerim var benim
durma önümde öyle
endamlı
vurdurma
kuduruk bakışlarım var benim..

kah gözyüzü yarılır
içine düşerim
kah yer kabuğu çatlar
sana yükselirim
denizde köpük
yırtıkta sökük
dudakta öpük
çöplükte horozlanışlarım
pürtelaş sokağına sapışlarım
sapıklıklarım var benim

sersemleme
yakala beni..
pist deme
pisleme
kulvarından kopuşlarım var benim
kopukluklarım
kopuk
kop
kopçalama beni
aç endam-ı gerdanını
ense boyun
koyun koyun
miyavlayıp
dolanışlarım var benim..

topukluklarım var benim
ökçesiz
yamukluklarım sığmaz içine
dışına taşan
aşkınlıklarım var benim

deye, diline ıslık yapışmış karakedi
zürafa sokağına dalınca koptu kıyamet


salında gel
yalında gel
kalın ensene panjur
akçeli yüzüne cüzdan
karakol suratlı bekçi bekire hayran ol..

dedi ustura sakallı
divan bakarlı
şalvarlı
sokağın orospusu..

vurunca kıçına tekmeyi
soluğu kesildi
yaşı kışlamış
kışkışlanmış karakedi...

anamavradım
yarim pusatım olsun
komam bunu senin yanına
sokmam bunu damına
dedi topladı dökülen tüylerini
kıstırdı apışarasına
vurdu adımlarını ülker sokağına..

hey lelli yelli
ya lelli
ikitelli
hamamböceği
şirke soylu
naftalin kokulu
neft yağlı
ayva götlü
avrat suratlı berbat !

bu neee renk
bu neee çümbüş
bu neee sevi
sevişmedir ya rap
bu neee dibek taşı
bu neee havan eli
bu neee çifte telli
bu kimin soyu
bu kimin dölü
bu nee ustura bakış
bu ne  kalem göz
bu ne çarpık kaş
be ne taze badem
çeviz içi
köfte dudak
hilal ı ahmer!

Bu ne tahtravelli
bu ne gerdandaki ben
bu ne inci
bu ne güzel zenci
bu ne esmer ay
kıvırcık
kıvır kıvır
kadınsı..

bu ten
bu gam
bu kasevet
bizimdir bize ait dedi
sokağın en alımlı sakini..

öyküsü öksüzü
dinlisi dinsizi
ipsizi uğursuzu
sicim sıçım
torba taşaklısı
şarklısı şatavatlısı
ballısı balatlısı
kullanım tarihi geçmiş
vasatlısı
erk pusatlısı
kadın yasaklısı
devran bizimdir
bize ait
hesabı ödenmiştir
tekme tokat
mor üstüne
mosmor
dedi..
ve
vurdu bekci bekirin kuduz köpeğini

sokakta rezalet var
çığırtkan nezaket var
vurun kahpeye
vurun len
durman
el iman aşkına
namus dürzü şaşkına

vurdular
barut kokusu sardı ülker sokağı
bir feryat yardı evleri
dam
dam üstüne..

sendeledi
diz üstü çöktü
dua eder
tanrıya küfreder gibi
durdu öyle
secdeye dururcasına duasız
namusa adaklanan
bir kurban gibi
anlının ortasında
soğudu kan
lekelendi vatan..

zabit
inzibat
zabıta
muhtıra
muhtar celalettin
bastı mühürü
doktor hiyanettin verdi raporu
imam şerafettin
caiz değildir dedi
sela verilmeden
defnedildi
defne
defne dallım
dudağı ballı
yaşmaklım...

her baharsız mevsimde
defneler çiçek acınca
koyu yeşil saçınca
karalarım ezilir
güneş çarpınca
ezil
ez
ezilenler dizilir
postal altında
posta katarına
bağlı umuda selam eden
pullarım sökülür
damgasız
damlar
çatılar
duvarlar altında..


Volkan Kemal
 Bu öykümsü şiir, cinselliklerini özgürce yaşamak isteyen, "emeğini" satmak zorunda kalan ötekilere adaklanmıştır.


Saturday, June 9, 2012

Asakir-i Mansure-i Cehiliye


Asakir-i Mansure-i Cehiliye
 Acelem yok dedi
beklerim
galata kulesinden kanat takıp
halice uçmaya uçurtmayı
vurgun yemeden kiraz çiçekleri
salgın yitirmeden hurma dudakları
solgun bitirmeden kalem kaşları
beklentileri olanların beklentisi olmayacağıma
söz veririm ki
bekleyeceğim
bekle
beni
dedi ...

karakedi onurlandı
dili damağına yumurlandı
eli ayağına dolandı
kaşı gözüne yalandı
sulandı
ballandı
imbikleşip
rakılandı
anason
haşhaşla
haşladı..
ve
başladı anlatmaya
bir asakir-i mansure-i cehiliye
bu askerlik böyle yaman
öyle yavan
şöyle karavana satılmaz
tayının yarısı köpeğe kuşa atılmaz
çorbaya soğuk su katılmaz
isyanla yatıp kalkılmaz
hoşafın yağı kesilmeyince..

yol kavşağına siper kazdılar
her adım başı karakol
demir yumruk
sınır diplerini mayınladılar
dostu düşmanı hayınladılar
sinir dipleri sızladı yirmilik dişinin
kelpetenleşti zaman...

karısını belleyemeyen erki başçavuş mu yaparlar
emir komuta zincirine kocaman halkamı takarlar
eğip büküleni zabitana katarlar

eğil dedi cıbıl kedinin tekine
rütbeleri omuzundan aşağıya dökülmüş azman biri
sebil kedi eğildi
indir dediler donunu
indirdi
takım taklavat
göt yusuf atar
doktor eskisi göte
göt doktora bakar
bastı mühürü çürük raporuna
bu ibnenin teki dedi
altı ay daha düzülür
el ense endam süzülür..

ölüp öldürüp
sövüp sövdürüp
dövüp dövdürüp
kocca kıtayı harmanladılar
harmanlaş
harman
herr
harr

harman yeri adımlarıma dar gelir
olta atmam yasaklanmış
mektupda dudak izli yar gelir

peygamber ocağını
tüttüremez asker kaçağı
şarka sürülür
şarkılaşır
karartılı martılaşır
martı
mart
kırağı çalmadan turşulaşır

marş marş
ya selimiye
ya-ramiye
deli dümbelek
har-amiye çıkar adın

ossuruğundan cinli
militarizme doğuştan kinli
ecinniler ordusuna
dirende diren
hayırda hayır
türküsü söyler dizleri üzerine çökertilip
falaka yalaka tekerletip
reddi vicdan ezberletip
devletlü sultana belletip
kazan kaldırırlar
kazan
kaz
kaz kafalıları
ayağa kaldırırlar..

vatan millet sakarya
şefli şefkatli madalya
esiri gaziyi yakarya
şehitli türbeli batarya
batar
bat
batır gitsin
be devletlü saltanat
köklerinden kokarya
kokar
ko
götüne gitsin !

dedi cıbıl kedi

divan-ı harb
asakir-i mansure-i muhammediye
çarık yüzlü cehalet
postal ökçesi ihanet
kazan dipli dünyaya emanet
verdi kararını
halkı askerlikten soğutmak
milleti esaretten korutmak
bölük pörcük ayirtmak
isyana davet çıkartmak
suçundan
cürmün sabit görülmüş
götüne örümcek örülmüştür
dediler
ve
murad dolu ülkeyi
evirdiler devirdiler
mapusaneye çevirdiler

hapisane önü handır
dara çıkan hayadır ardır
yarem azmış dolu gamdır
tükenmeyen davamdır
davamı
dağladılar
dağlaştı
dağ
dağ taşlaştı
yumruk içine..

dedi
cıbıl kedi
aceleye getirmeden
ezbere çekilmeden
damsız gamda kışladı
dipsiz gözde nakışladı
nakış
na
nah!
 
Volkan Kemal
 Bu öykümtrak şiir, başta Osman Murat Ülke olmak üzere savaş karşıtı tüm vicdani redçilere adaklanmıştır. Namluyu düzenin borazanına tıkayanlara merhaba !

Friday, June 8, 2012

Aramak



Aramakla bulunmaz hint kumaşı değilsin dediler
ölçüp biçtiler
tam üzerine göre oldu deyip
naftalinle
kekikle
tarçınla
safranla
kefenlediler
sapsarı

ölmeden gömülmek vardı serde serdengeçti
yaşamadan ölenlere nisbet
yalnızlaşmak kısmetse
şans ayağınıza gelmezse
sırta kambur nasipse
bu yüke katlanmak farzsa
bu yola düşmek vacipse
destur çekmek sünnetse
kesin ulan başımı
sepet istemez
asın bastil kulesine
gerin çarmıha
yakın üfürün küllerimi
mu’yadek yolunuz var
batırın gemileri
korsanlaşın
çapa istemez
çabalama gerekmez
çapa kürek boşuna
toprağı dar olana
dermanı yar olana
aşıkmısın demek!
her neyse..

aranıyorsun
taranıyorsun
tanınıyorsun
tastamam
bil bunu
bildirirler
bilmece çözdürürler
uçkur gibi
uçuk 

Volkan Kemal



Monday, June 4, 2012

Tükeniyor yalanlarım

kendime yutturamadığım
kaybediyorum yüzümü aynalarda
arayışlarım sır vermiyor
yanılgılar ser
yangınlar
iz
yenilgiler diz bırakmıyor çökertilmiş
yüreğim hazal
topluyor talanlarını
kaçıyor
köşe bucak
Mu ya ulaştı ulaşacak..

unutuyorum sesimi
yanıtsız kalıyor sorularım
sarı safran
sessizlik kulelerinden düşmüyor gölgem
kuru bir fidana dönüşüyor
ektiğim her tohum
sen,
cansuyum olmayınca
gözümü toprak doyurmuyor
bensiz akınca

Volkan Kemal
FOTO: Küllüm* Dec 1995* 2th June 2012